
Yazılarımı okuyanlar bilir, her türlü alışverişte bütçemin elverdiği en kaliteli ürünü almaya çalışırım. Hem bana uzun yıllar hizmet etmesini, hem güzel görünmesini, hem de performansının yüksek olmasını (sıcak tutma, su geçirmeme, vb.) beklerim.
Söz konusu motosiklet olunca, performans en önemli kriter oluyor. Hem koruma, hem de konfor anlamında…
Çok şükür koruma konusunu test etmek durumunda kalmadım. Ancak malzemelerin kalitesi, teknik standartları ve okuduğum kullanıcı yorumları bana bu konuda büyük ölçüde güven veriyor.
Konfor konusunda ise çok memnunum. Yazlık ve kışlık olmak üzere birer mont, pantolon ve eldivenim var. Yazlıkların hava geçirgenliği üst seviyede, deyim yerindeyse “püfür püfür” esiyor.
Kışlıklarım ise üçer katmandan oluşuyor. Dışı Gore-Tex, altında su geçirmez katman, onun altında kışlık yelek. Mevsimin durumuna göre gerekli katmanları takarak kullanıyorum. Gayet soğuk ve yağmurlu havalarda test ettim, en ufak sorun yaşamadım.
Ayrıca yağmurluğum da var, geçen sene beş saat boyunca ağır yağmur altında sürüp eve kupkuru geldim diyeyim, gerisini siz anlayın.
Son olarak da tasarımlarını oldukça şık buluyorum. Malzeme kalitesi, işçilik, detaylar ve tasarım birinci sınıf.
Fiyat olarak orta-üst seviyede, ancak verdiğim her kuruşa değiyor.
Açık söyleyeyim, bir alışveriş yapacağım zaman ilk REV’IT!’e bakıyorum, varsa başka markaları incelemiyorum bile.

Burlington çorapları lise yıllarımdan beri (Vay be, yirmi beş yıl filan olmuş) kullanırım. O yaşlarda, baklava deseni ve parlak renkleri ile “farklı olma çabası” ile satın alırdım. Sonra mezun olup işe başladığımda, gömlek ve kravatlarımla renk eşleştirmeleri yapmak pek hoşuma giderdi. Lacivert takım elbisenin içine mavi gömlek ve kahverengi-mavi bir kravat taktığımda, yandaki gibi bir çorap giyerdim mesela. Gri-mavi-kırmızı, lacivert-mavi-yeşil, vb. her takım elbise-gömlek-kravat üçlüsüne denk gelen çoraplarım vardı. Şimdilerde de günlük hayatımda çoğunlukla renkli Burlington çorapları tercih etmekle birlikte, takım elbiseler ile genellikle düz renk çorap kullanıyorum (Ara sıra nostalji yapıyorum elbette 🙂 ).
Bu sefer de olmusuz bir deneyimimden bahsedeceğim. Aslında Türkiye’de gördüğüm en geniş çanta koleksiyonu burada. Birbirinden güzel görünümlü birçok model arasından tam ihtiyacım olan, ufak ve ince bir çanta bulunca pek sevinmiştim (Fotoğraftakine benzer bir model). Ama sevincim burada kaldı, gerisi tamamen trajedi. Ayda ancak 1-2 kez kullandığım bu çantanın sapı 7-8 kullanımdan sonra koptu. İncelemeye gönderdim, üç hafta sonra tamir edilerek teslim edildi. 3-5 kullanımdan sonra hem iç hem dış tarafındaki fermuarların zaman zaman kapanmadığını farkettim. Tekrar götürdüm mağazaya, değişim istedim; “kullanıcı hatası” gerekçesiyle 3-4 hafta sonra olduğu gibi geri gönderildi. Madem fermuar kullanmayı bilmiyorum, kendilerinden “doğru fermuar kullanımı” konusunda bilgi istedim, havamı aldım. Elbette tekrar gönderdim; 3-4 hafta sonra geri geldi, galiba fermuarlardan birisini değiştirmişler; ama diğeri yine aynı durumda. Dördüncü kez gönderdiğimde ikinci fermuarı de değiştirdiler. Farklı bir fermuar kullanmışlar, iki fermuarın tutacak yerleri birbirinden farklı olmuş.
Gündelik hayatta kullanmak üzere hem rahat hem de şık bir ayakkabı arayanlar için ideal. Hem spor hem de yarı resmi giyime uygun. Aynı zamanda oldukça dayanıklı. Yıllar önce satın aldıklarım bile gayet iyi durumdalar. Deri modeller, yine Camper mağazalarından temin edilebilen boya ile bakım yapıldığında ilk günkü kadar güzel oluyorlar.