İşte geldik en önemli konuya. En iyi markanın en pahalı takım elbisesini alsanız, dünyanın parasını dökseniz bile; doğru bedeni almazsanız elbisenin üzerinizde sakil görünmesi kaçınılmazdır.
Bu yüzden; eğer iyi bir terzi bulabilirseniz, bütçenize de uyarsa, bence en güzeli kendi beden ölçülerinize ve duruşunuza tam uyan bir elbise diktirmektir. Yine de beğendiğiniz tarz konusunda terzinizi bilgilendirmeniz ve yeri geldiğinde kendisini yönlendirmeniz gerektiğini hatırlatayım. Terzinizin zevkine göre değil, kendi zevkinize göre bir takım elbise diktiriyor olduğunuzu unutmayın.
“Takım elbiseye tadilat yapılmaz, makas değen elbise adam olmaz” şeklinde yazılar okudum bir iki yerde. Eğer Adonis gibi ideal bir vücudunuz yoksa, hazır alınan bir takım elbisenin vücudunuza tam oturması pek mümkün değildir. Bu yüzden tadilattan geçirmeden giyeceğiniz bir takım elbise, hem kendinize hem de elbiseye hakaret olur. Düzgün bir terzinin elinde, her elbise adam gibi bir tadilattan geçer.
Ayrıca, düzgün markaların hepsi ücretsiz tadilat hizmeti verirler. Ücretsiz tadilat hizmeti vermeyen markadan pek hayır gelmez, arkanızı dönüp uzaklaşmanızı tavsiye ederim. Tadilat dediğim de sadece pantolon paçası kısaltmaktan filan ibaret değildir. Daha önceki bir yazımda anlatmıştım, Brüksel Zegna’da benden yarım saat boyunca teyellemek suretiyle ölçü almışlardı. Ceketin kol ve etek boyu, bedeni, arkasındaki yırtmacı; pantolonun boyu, paçası, beli, vb. ile ilgili tadilat isteyebilirsiniz. İnsan vücudu tamamen simetrik değildir, ya da duruş bozukluğunuz olabilir; o yüzden ölçü alınırken tek taraflı ölçü alınmasına itiraz edin, her iki kol ya da paça için ayrı ayrı ölçü almalarını isteyin.
Devamını oku

Bazı kumaşlar tek renk iplikten dokunmuş olmasına rağmen, dokuma yöntemi sebebiyle (balık sırtı dokuma gibi), çizgili ya da desenli gibi görünebilir. Çok bariz olanları benim gözümü yorduğu için tercih etmem. Sadece yakından incelendiğinde belli olanlarla ilgili olarak da özel bir hissiyatım yoktur; özellikle aramam, gözüme hoş göründüğü sürece sorun etmem.
Uzaktan tek renk gibi görünen, çok yakından bakıldığında birden fazla renkte iplikten dokunmuş kumaşları beğenirim. Bu dokuma ile özellikle gri takım elbiselerde karşılaşabilirsiniz. Bu kumaşa farklı bir görünüş verir, araba kaportası gibi boyanmış havası yoktur; dokumanın doğallığını hissedebilirsiniz. Bu tip dokunmuş gri takım elbiselerde, dokumanın içerisinde kahverengi tonlarının (belirgin olmayacak şekilde) bulunması ayrıca hoşuma gider (Hatta düğmeleri de hafif kahverengi tonlarında olacak şekilde). Böylece gri takım elbisenin kahverengi ayakkabı ve deri aksesuarlarla, hatta kahverengi tonlarındaki kravatlarla çok daha uyumlu bir şekilde kullanılmasını sağlar.
Bundan on beş sene kadar önce, rengi ve deseni pek hoşuma giden bir takım elbise satın almıştım. Takım elbiseyi giydiğim günlerde bende bir ısınma, yanma ve kavrulma hissiyatları başladı ki, sormayın gitsin. Önceleri durumu kavrayamadım, sonra ne tip bir kumaştan yapıldığını görmek için etiketine baktım. Yüzde bilmem kaç oranında polyester karışımı olduğunu gördüm. O zamanlar işin cahiliyim, polyester nedir ne iş yapar bilmiyorum. Araştırdım kurcaladım ve öğrendim ki bu sentetik (yapay) malzeme, doğal malzemeler gibi havayı geçirmiyor, vücut da hava alamadığı için resmen pişiyor. Bu yaşta pişik bile olunur maazallah. Böylece, takım elbise (daha doğrusu herhangi bir giysi) almadan önce ilk olarak etiketini inceleyip kullanılan malzemeleri kontrol etmeyi ilke edindim.