Öncelikle ayakkabının erkek giyimindeki en önemli eleman olduğunu düşündüğümü ve büyük önem verdiğimi belirteyim. Ayakkabının kalitesinin genel olarak fiyatı ile doğru orantılı olacağını belirterek bu konuda bütçenizi zorlamanızı öneririm. Siz bakmayın atasözüne, dost da düşman da ilk olarak ayağa bakıyor. Birçok kişinin ilk tanıştığı insanı ayakkabılarına bakarak değerlendirdiğini rahatlıkla söyleyebilirim.
Kaliteli bir ayakkabı İsviçre çakısı gibi çok özelliklidir 🙂 Hem şık, hem rahat, hem de dayanıklıdır; yıllar boyu formu bozulmadan rahatlıkla giyebilirsiniz. Su geçirmezlik, hava alma, özel tabanlar gibi özellikler ile gün boyu rahat edersiniz. Ama en önemlisi, ayakkabılar kendini ilk bakışta belli edecek kadar klas durur.
“Bir ayakkabıya şu kadar para vereceğime ucuzundan iki tane alır sürekli yeni giyerim” düşüncesini doğru bulmam, “ucuz etin yahnisi yavan olur” deyimini hatırlatırım. Hem sıradan iki çift ayakkabınız olur, hem de ikisinin toplam ömrü hala daha kısa olur. Ayrıca emin olun, bir yıllık sıradan bir ayakkabı, 2-3 yıllık kaliteli bir ayakkabıya göre daha yıpranmış görünür.
Devamını oku

Takım elbise ile giyilecek ayakkabının seçimi konusunda genel kabul edilen doğrular var: Deri, kösele tabanlı, bağcıklı ve yuvarlak burunlu (İngilizcede “Oxford” olarak tanımlanıyor; Türkçede karşılığını bulamadım maalesef). Ben bu konuda daha da muhafazakarım. Zaman içerisinde birçok model denedim, yıllar boyu yurt içinde ve dışında gözlemledim; benim tercihim yukarıdaki fotoğrafta gördüğünüz modeldir. Yeni bir ayakkabı alacağım zaman artık bu modelden şaşmıyorum, çeşit yaratmak adına farklı model arayışına girmiyorum. Bu kadar sert olmam ters gelebilir; ancak takım elbise altında mükemmel durduğuna inandığım bu modele bulduğum alternatifler (mesela düz Derby modelleri), iyi ya da güzel görünse de hala kıyasla zayıf kalıyor.
Yine de bazı genç okurlar için bu model biraz ağır gelebilir, bu yüzden yandaki fotoğraftakine benzer modelleri de (burun kısmı dikişli Derby) kendilerine önerebilirim.